İncirlik Tahliyesi Neyin Habercisi Mete YARAR

Mete YARAR
Mete YARAR
Mete YARAR

Ne güzel, başka bir ülkedeki terör saldırısı nedeniyle vatandaşlarının tahliyesini istemek. Hatta istemeyi bırakın bunu belki ilk kez tahliye emri gibi lanse etmek. Aslında o ülke açısından baktığınızda çok da haksız gibi gözükmüyor diyen olsa da bence ciddi anlamda haksızlık.

Bekara boşanmak kolaydır derler. Hadi istersen kendi ülkende de böyle bir çağrıdan sonra tahliye kararı ver.

11 Eylül saldırısına uğradığında bütün ülkeleri teröre karşı yanında durmaya ve ortak hareket etmeye çağıran bir ülkenin, NATO’nun uç karakolundaki ülkesinden apar topar çıkması hiç de adil değil. Üstelik yarattıkları IŞİD’i ve PKK’yı başımıza bela ettikten sonra bunu yapmaları hiç de affedilir değil.

***

Üstelik aileler dahil olmak üzere bütün personelin üssün içerisinde yaşam olanakları olmasına ve dışarıya çıkmadan eğitim, spor, sinema ve sosyal hayata devam edecekleri her türlü tesisleri bulunmasına rağmen bu acil emirle tahliye ile neyi amaçlıyorlar.

Ayrıca ABD ile ortak kullanılan tesislerin korunması müşterek yapılırken ve en ufak bir ihmale izin verilmezken bu panik nedendir.

Bu panik havasında boşaltma kararı ile ülkemizdeki vatandaşlar ve ülkemize ziyarete geleceklerin kafasında uyanabilecek kuşkular bence hiç umursanmamış gözüküyor.

Bu etkiye bir de İsrail’in vatandaşlarını uyarmasını eklediğiniz de terör karşısında içinden çıkılmaz bir kaos havası yaratılıyor.

Herkesin aklına onlarca senaryo geliyor. Bu bir sıradan terör saldırısı olamaz, bu başka bir şeydir dedirtiyor. Acaba Amerikan askerlerini üslerin içinde bile güvensiz hale getirebilecek nasıl bir saldırı olabilir diye insanlar sormaya başlıyor. İnanın yıllardır insanları panik havasına sokacak bir uyarı yapmadım, bundan sonra da yapmayı düşünmüyorum. Fakat bu tahliyenin şekli herkes gibi beni de senaryo üzerinde çalışmaya itiyor.

***

Bu emirle tahliye tel örgünün arkasında kalarak engellenemeyecek bir saldırıyı, sokakların karışacağı bir durumu veya son zamanlarda bazı Amerikalıların sıklıkla pompalamaya başladıkları siyasete dışarıdan müdahaleyi işaret ediyor diye senaryoları bir biri ardına sıralıyorum. İşte benim itirazım da bu, kimsenin müttefikini bu duruma düşürmeye hakkı yoktur. Avrupa’da bombalar ardı ardına patlarken ve içinde ABD vatandaşları da hayatlarını kaybederken kısıtlama getirmeyenler, Türkiye’deki vatandaşlarını Avrupa’daki üslere taşırken sizce biz ne hissedeceğiz.

Bu okumalara bir başka analizi daha eklemek istiyorum. Aynı zamanda PKK’nın şehirdeki çatışmayı sonlandırdığı ve hata yaptığı açıklamasını bütün açıklamalar ile beraber okumanızı tavsiye ediyorum.

Bir komploya ve aklamaya gidecek sinir uçlarımızı hoplatacak bir IŞİD saldırısına da hazırlıklı olmak gerekiyor. Türkiye’de iç siyaseti dizayn eden IŞİD saldırılarının bir benzerinin ya da daha kötüsünün  PYD’nin pozisyonunu güçlendirmek için yapılmasından endişe ediyorum.

***

Peki biz bu durum da ne yapalım arkadaşlar, hadi hep beraber çocuklarımızı ve ailelerimizi tahliye mi edelim. Ya da hiç sokağa çıkmayalım ve camlarımızı açmayalım mı?

Yıllardır hep aynı şeyi söylüyorum ve söylemeye devam edeceğim. Hiç kimse senin kadar çocuklarını ve aileni sevemez diyorum. Onları da sizin gibi canınız pahasına koruyamaz. Hep beraber olacağız ve bir olarak buradan çıkacağız. Bizi tek tek öldüremeyeceklerini ve oyunu deşifre ettiğimizi önceden haykıracağız.

İşin esası herkese filmin sonundaki katili söyleyeceğiz. Evet biz katili biliyoruz. Adı da…

Kaynak:

Gıda Teknolojileri Buğdayda Su (Rutubet, Nem) Tayini

Bin Tane Ağırlığı Nasıl Yapılır

Buğdayda yapılan tayinleri 4 madde halinde inceleyeceğiz.

  1. Buğdayda Yabancı Madde Tayini,
  2. Buğdayda Hektolitre Ağırlığı,
  3. Buğdayda Bin Tane Ağırlığı,
  4. Buğdayda Su (Rutubet, Nem) Tayini

Geçen yazımızda Buğdayda Hektolitre Ağırlığı yazımızı yayınlamıştık. Tayinin nasıl yapıldığını resimli olarak konu altına eklemiştik. Bugün ki yazımız da ise Buğdayda Su (Rutubet, Nem) Tayini‘nin nasıl yapıldığını ele alacağız.

Buğdayda Su Rutubet Netm Tayini
Buğdayda Su Rutubet Netm Tayini

Buğdayda Bin Tane Ağırlığı‘nın nasıl yapıldığını da [highlight color=”orange”]  buradan [/highlight] öğrenebilirsiniz.

 

Gıda Teknolojileri Buğdayda Hektolitre Ağırlığı

Bin Tane Ağırlığı Nasıl Yapılır

Buğdayda yapılan tayinleri 4 madde halinde inceleyeceğiz.

  1. Buğdayda Yabancı Madde Tayini,
  2. Buğdayda Hektolitre Ağırlığı,
  3. Buğdayda Bin Tane Ağırlığı,
  4. Buğdayda Su (Rutubet, Nem) Tayini

Geçen yazımızda Buğdayda Yabancı Madde Tayini yazımızı yayınlamıştık. Tayinin nasıl yapıldığını resimli olarak konu altına eklemiştik. Bugün ki yazımız da ise Buğdayda Hektolitre Ağırlığı‘nın nasıl yapıldığını ele alacağız.

Buğdayda Hektolitre Ağırlığı
Buğdayda Hektolitre Ağırlığı

Gıda Teknolojileri Buğdayda Yabancı Madde Tayini

Bin Tane Ağırlığı Nasıl Yapılır

Buğdayda yapılan tayinleri 4 madde halinde inceleyeceğiz.

  1. Buğdayda Yabancı Madde Tayini,
  2. Buğdayda Hektolitre Ağırlığı,
  3. Buğdayda Bin Tane Ağırlığı,
  4. Buğdayda Su (Rutubet, Nem) Tayini

Bunlardan ilki olan Buğdayda Yabancı Madde Tayinidir. Tayinin yapılış aşaması aşağıdaki resim de anlatılmıştır.

Buğdayda Yabancı Madde Tayini
Buğdayda Yabancı Madde Tayini

Nusaybin de Ne Oluyor Mete YARAR

Mete Yarar Kİmdir
Mete YARAR
Mete YARAR

Canı pahasına yapılan bir iş ile ilgili konuşmakta yazı yazmakta çok zordur. Adama çok biliyorsan sen gel yap  derler ama öyle bir şansın olamaz. Birisi çıkar da biz canımızla uğraşırken bunlar yazılır mı diye de söyleyebilir. Söylediğimiz bir konu hakkında bir düzenleme yapılsa ve sonuç olumsuz olsa fatura size de kesilebilir. Yazdıklarınız kamplaşmış olan kişiler tarafından birbirinin aleyhinde kullanılmak için yararlanılabilir.

Ben bütün riskleri bir kardeşimin burnunun kanamaması için üstleneceğim. Saygı sınırları içinde kalarak “Nusaybin’de ne oluyor” sorusuna cevap vermeye çalışacağım.

Öncelikle yazıma Nusaybin operasyonları hazırlığı için uğraşırken kazada şehit olan TEM müdürü Gaffar müdürü ve aynı kazada yaralanan Adnan müdürü anmadan başlayamayacağım. Operasyonlarda bu iki değerli müdürün eksikliği hem madden hem de manen hissediliyor. İkisiyle de tanışmak onuruna erişmiştim, çok dikkatli ve planlı çalıştıklarını görmüştüm.

Eğer görevleri başlarında olsalardı bugün omuz omuza mücadele ettikleri jandarma ve kara kuvvetleri birlikleri için büyük faydaları olurdu. Bu tecrübeleri sayesinde masada olup bazı olaylara müdahale etme şansları olabilirdi. Ayrıca eski tecrübelerini ortaya koyarak yanlış adımlardan komuta kademesini uzak tutabilirlerdi.

En ciddi eleştiri olarak “Operasyona jandarma ve pöhler katılıyor kara kuvvetlerine ait komutan komuta ediyor” deniyor. Oysa bu eleştiri aslında çok da yerinde değil.  TSK’ya ait [highlight color=”green”]Özel Kuvvetler Komutanlığı[/highlight] , SAT ve SAS’lar , komando birlikleri ve zırhlı birlikler de bu operasyonlarda yer alıyor. TSK’nın bütün lojistik birimleri, ulaştırma ve istihkam birlikleri de görev yapıyorlar. Böyle olunca bu tez çok da önemli olmuyor.

Ayrıca komuta kademesinin operasyonlarda gerekli inisiyatifi almadığı ile ilgili eleştiriler var. O zaman şu soruyu sormakta yarar var. Bu komutanlar bırakın ellerini taşın altına koymayı, kafalarını kılıcın altına koymuş durumdadırlar. Geçmişte yaşanmış bir çok kötü örnek olmasına rağmen bütün operasyonların altına imza atıyorsa önce bir susun derim. Yıllar geçecek hiç kimse o günlerde neler yaşandığını hatırlamayacak. Bazıları bu işin peşini bırakmayacak ve bu günler dava konusu olacak. Bugün ara gazı veren sosyal medya hesap sahipleri de “yapmasaydınız” deyip çayını yudumlarken sosyal medyada ahkam kesmeye devam edecek.

Evet zaman zaman teknik hatalar yapılmıyor mu evet yapılıyor. Şu anda karşılaştığımız duruma hiç kimse hazırlıklı değildi. Topraklarımızda bu yoğunlukta bir şehir çatışması ile karşılaşan kimse olmadı. Bilinen bütün teknikler de köy ve mezra tipi olaylar içindi.

Ayrıca her ilçenin durumu kendisine özel ve içindeki terörist grubun bilgi seviyesiyle de ilgili.

Sur ve Nusaybin de diğer operasyonlara göre daha fazla şehit ve yaralı verdiğimiz bir gerçek. Bu gerçekliği operasyonel bir hata sonucu olduğunu da söyleyebilirsiniz ya da Güneydoğu’nun en büyük ilinin içinde yürütülen operasyonun zorluğuna da verebilirsiniz. Sur ilk başlanan operasyonlardan birisi olması da unutulmaması gereken bir durumdur.

Nusaybin ise kendi içinde iki handikabı beraber yaşamaktadır. Birincisi sınır hattında bulunması ikincisi ise terör örgütünün operasyonlardan edindiği tecrübelerin tamamını bu alana aktarmış olmasıdır.

Konuştuğum bütün personel Nusaybin’de örgütün tamamen yer altına çekildiğini söylemektedir. Eskiden görünmemek için perde çeken örgüt bunun işe yaramadığını fark edince evlerin içinden duvarları kırarak , sokakları da yer altına kazdığı tüneller ile geçmeye başlamıştır.

Evlerin içi hiçbir örnekte olmadığı kadar bubi tuzağı ile tuzaklanmış durumdadır. Hiçbir şehirde kullanmadığı kadar Zagros 1  ve Zagros 2 yi kullanmaya başlamıştır. Şehrin altına döşediği EYP  lerin toplam miktarı 100 ton civarındadır.

Bombaların imha edilmesini engellemek adına da yeni bir sistem geliştirmişlerdir. Bu sistemi ayrıntılı olara burada ifade etmeyeceğim. Evet Nusaybin’de bir şeyler farklı. Bu farklılık sayın Genelkurmay başkanının dikkatini çekmiş olmalı ki bölgeye gelerek operasyona katılan herkesi dinlemiştir. Konuşmak isteyen farklı birimlere ait personel düşüncelerini komutana aktarmıştır. Bu sırada konuşanların hiç sözü kesilmemiştir. Devamlı not almış ve dinlemiştir.

Toplantı sonunda komuta heyetini toplayarak gerekli emirleri vermiştir. Bölgeden ayrılması ile beraber de personelin haklı istekleri hayata geçirilmiştir. Evet Nusaybin’de bir şeyler oluyor ama bu olan Türkiye’nin her tarafında oluyor. Biz yalnızca oraya angaje olduğumuz için başka bir yeri görmüyoruz.  Ama üzülerek söyleyeyim terör örgütü Türkiye’de öğrendiklerini Suriye’ye aktarmakta orada test edilmekte ve yeni metod tekrar ülkemizde denenmektedir.

Bugün “Nusaybin’de ne oluyor” diye sorduğumuz bir konunun aynısını gelecekte hiç beklemediğiniz il veya ilçe merkezlerimizde inşallah görmeyiz.

Kaynak:

Belçikada ki Terorist Çadırı Mete YARAR

Mete YARAR
Mete YARAR
Mete YARAR

Brüksel’de yaşanan bombalı terör saldırıları sonrası yine ‘yok artık’ diyebileceğim bir tartışmanın içine girdik. Acılarımızı karşılaştırma yaparak ve acılarımıza destek verilmemesi üzerinden bir tartışma gündemi yarattık.

Meseleyi üç bombalı saldırı sonrasında hayatını kaybeden kadın ve çoluk çocuktan uzaklaştırarak “terörist çadır”a yönelttik. Türkiye’de PKK’nın bombalı saldırılar düzenlemesi sonrasında, Belçika’nın bizim acımızı anlamadığı ve o terörist çadırın meydana nasıl kurdurduğu tartışıldı. Hatta Sayın Başbakan’ın Brüksel gezisi öncesinde bu terörist çadır siyasi bir krize bile yol açtı. Başbakan’ın uçağı bu çadır kalkmadan Brüksel yolculuğuna başlamadı.

Evet, aslında sorun bu terörist çadırdan daha büyük. Başta Belçika olmak üzere birçok AB ülkesinin terör örgütleri ile etkin olarak mücadele etmediğini biliyoruz. Bu yapılan hatalı davranışlarını ülke olarak kabul etmemiz de gerekmiyor. Fakat Belçika bize dönüp bazı sorular sorsaydı acaba biz ne cevap verirdik. Hadi sormaya başlasınlar.

****

Siz ülkemizdeki PKK çadırına kafayı taktınız;

– Peki sizin ülkenizde bombalı saldırı olduktan sonra taziye çadırı altında intihar saldırganı teröristi kahramanlaştırırken acaba ne yaptınız?

– Bizim ülkemizde bazı milletvekillerini PKK terör örgütüne destek vermekle suçlarken siz acaba kendi ülkenizde bununla ilgili ne yaptınız? Kendi Meclis’inizde bütün siyasi partilerin katılımı ile terör olaylarını lanetleyen bir bildiri çıkarabildiniz mi?

– Terör örgütü konusunda kafamızın karışık olduğunu söylüyorsunuz, peki sizin ülkenizde Pe Ke Ke mi desek Pe Ka Ka mı desek tartışmasının ötesine geçebildiniz mi? Ülkenizde PKK’yı terör örgütü olarak görmeyen kaç kişi var?

****

– Bizim ülkemizde PKK için terörist demediğimizi, ayrılıkçı Kürt savaşcı dediğimizi konuşuyorsunuz. Peki ülkenizde aynı acıyı paylaşan bir toplum olmanıza rağmen gazetelerinizdeki başlıkların bir kısmında hala fail kısmının boş bırakıldığını görmüyor musunuz? (Ankara’da bombalı saldırı oldu vb.)

– Bize sizin acınızı anlamadığımızı ve gerekli tepkiyi vermediğimizi söylüyorsunuz. Peki siz olaylardan bir gün sonra meydanlarda halay çekmediniz mi? Televizyon programlarınızda eğlence programlarına devam etmediniz mi?

– PKK konusunda ne yapacağımıza karar veremediğimizi söylüyorsunuz? Peki birçok siyasi parti olarak sizin kafanız karışık değil mi? Terör liderine bir ara ağır hakaretler ederken sonra sayın düzeyinde konuşmalara gelmediniz mi?

– Bize çok kızdığınızı biliyoruz ama son bir soru daha sormak istiyoruz. Sosyal medya üzerinden ve gerçek hayat üzerinden sizleri takip etmeye çalışırken farklı bir durumla karşılaşıyoruz. Birinizin teröristinin ismi gerilla oluyor, diğerinin ismi cihatçı, kiminin ise devrim savaşcısı… Sizce ülke olarak terörizm konusunda ortak bir kararınız var mı?

****

Açıkcası adamlar yine kibar da en acılı günlerimizde bu şekilde sorular sorarak bizi üzmüyorlar. Yine bizim kaldırmadığımız çadırlar dururken Brüksel’deki çadırı geçici olsa da kaldırıyorlar.

Aslında bir dostumuz çıksa da bize bir acı konuşma yapsa. Başkasına kızdığımız konularda aslında bizlerin de ne kadar yanlış yaptığımızı yüzümüze vursa. Keşke birisi çıkıp dostumuz olarak bizi üzeceğini bildiği halde ağır konuşsa . Birisi çıksa;

Arkadaş siz ne yapıyorsunuz dese…

Kaynak:

iOS 9.3 Yeniliklerle Geldi

iOS 9.3 ile Gelen Yenilikler
Yeni iPhone SE
Yeni iPhone SE

iOS 9.3 Tüm Yenilikleri

Bu güncelleme ile iPhone, iPad ve iPod touch’unuzda Notlar, Haberler, Sağlık, Apple Müzik uygulamalarında yeni geliştirmeler yapılmıştır. Bu güncelleme ile geceleri telefonunuz kendiliğinden ekran rengini Night Shift uygulamasıyla otomatik olarak sıcak tonlara alacaktır.

Night Shift Nedir?

Bulunduğunuz konumdaki saat ve coğrafi konuma göre telefonunuzun ekran renklerini otomatik daha sıcak tonlara alarak daha iyi bir uyku geçirmenizi ve gözlerinizin yorulmamasını sağlar.

Yeni Güncellemede Neler Değişti?

  • Night Shift,
  • Notlar geliştirildi,
  • Haberler geliştirildi,
  • Sağlık geliştirildi,
  • Apple Müzik(Music) geliştirildi,
  • Fotoğraflar geliştirildi,
  • iBooks geliştirildi,
  • Eğitim geliştirildi,
  • CarPlay geliştirildi,
  • Dolby Digital Plus,
  • Klavye geliştirildi,
  • Donanımsal sorunlar giderildi,
  • Haritalar geliştirildi,

22 Mart 2016 02:55 Güncellemesi;

iOS 9.3 güncellemesinden sonra hala Denetim Merkezi kısmına Hücresel Veri yi aktif / pasif butonu gelmemesi büyük bir hayal kırıklığıdır. Çoğu kişinin muzdarip olduğu bu soruna Apple hala el atmış değil.

Apple iPhone Notification
Apple iPhone Notification

Virüs Benzeri Terör Mete YARAR

Mete Yarar Kİmdir
Mete YARAR
Mete YARAR

Bana bir çok ortamda 7 Haziran sonrasında başlayan terör olaylarındaki artışın nasıl engelleneceği konusunda ne yapıldığı soruluyor. Biraz bunlardan bahsetmek istiyorum…

Yeni terör sarmalını Ebola virüsüne benzetebilirsiniz. Bir ülkede böyle bir virüs yayıldığında neler yaşanıyor ise bu yeni terör konsepti ve sarmalı karşısında da aynı şeyler yaşanıyor. Öncelikle bu hastalığın ne olduğu ve nereye saldırdığı araştırılıyorsa, terör olaylarında da şu anda aynı şeyler yapılıyor. Terörün teşhisi yapılırken neyi amaçladığı da bulunmaya çalışılıyor. Maalesef terör örgütünün neyi amaçladığı konusunda ülke içinde bir konsensüs sağlanmış gözükmüyor. Terördeki bu artışın nedenini kimisi çözüm sürecinin bitirilmesine bağlıyor kimisi başkanlık seçimiyle ilişkilendiriliyor. Kimisi de Suriye ve Irak dahil olmak üzere bölgenin yeniden şekillenmesinin bir sonucu olduğunu söylüyor. Açıkçası teşhis konulamadığı için de terör sorununa, tespit edilemeyen hastalıklarda olduğu gibi antibiyotik tedavisi uygulanıyor.


***

Terör, aynı virüs gibi direkt öldürmeye gücü yetmeyeceği için hayati organlara saldırıyor. Ankara’nın göbeğinde bombaları ardı ardına patlatarak da bu isteğine ulaşmaya çalışıyor. Vücut direnç göstermesi gerekirken bir anda sistem güçsüz düşmeye başlıyor. Aynı bizde olduğu gibi her bombanın ardından daha güçlü bir direnç göstermemiz gerekirken iyice içimize kapanıp kamplara bölünüyoruz. Bu yazımı yazarken İstiklal’de yine bomba patlıyor ve yine konuşulması gerekenler konuşulmadan kriminal konulara dalıyoruz. Biz kriminal olayları tartışırken birileri hayatta kalmaya çalışıyor ve görevlerini yapmaya devam ediyorlar. Aynı Ebola’da olduğu gibi bütün birimler kritik merkezlere adamlarını gönderiyorlar. Hastanın hayatta kalması için maddi ve manevi bütün gayretler gösteriliyor.

Çeşitli ülkelerdeki birçok terörle mücadele merkezine hem Emniyet teşkilatından hem de Silahlı Kuvvetlerden eğitmen seviyesinde tabiri caizse ulaklar gönderilmiş durumda. Bunlar sistemi yerinde inceleyerek Türkiye’ye adapte edilecek konuları tespit ederek öğrenmeye çalışıyorlar.

Ayrı bir eğitmen ekip çatışma bölgelerinde bulunarak yaşananları gözlemlemeye çalışıyor ve bir küçük ipucundan doğru çözümün ne olduğunu bulmaya çalışıyorlar. Her bölgede teröristlerin uyguladığı şablon tespit edilmeye çalışılıyor. Bu şablon üzerinden çözümler üretiliyor. Çatışma bölgelerinde personelin kendi başına bulduğu iyi bir nokta kayıt altına alınarak diğer ekiplere iletmesi için eğitim merkezlerindeki personele aktarılıyor. Bu çalışmaların bir kısmına gözlerimle şahit olduğum için çalışmanın temposunun inanılmaz olduğunu söyleyebilirim. Eğitim merkezlerindeki personel gelen bir uygulamayı kendi elleriyle kurdukları küçük eğitim alanlarında test etmeye çalışıyorlar. Amaç sahadaki personelin hayatta kalmasına yarayacak bir metodun tespit edilmesi.

***

Birbirinden farklı konseptlerde eğitilen güvenlik personeli ortak eğitim havuzları kurarak bilgi paylaşımlarında bulunuyorlar. Özel Kuvvet Komutanlığı, Dağ ve Komando Okulu, Jandarma Birlikleri, SAT ve SAS birimleri, Polis Özel Harekat unsurları birbirlerine eğitmenlerini göndererek farklı bakış açılarından yararlanmaya çalışıyorlar.

Amerika Birleşik Devletleri’nde olduğu gibi eğitim merkezlerinde küçük birer şehirler kurularak bütün modeller burada denenmeye çalışılıyor. Yurt dışına gönderilen ekipler, teknolojik olarak bütün sistemleri yerinde inceliyor ve insan hakları kısıtlamaları değerlendirilerek direkt alımlarla malzemeler satın alınmaya çalışılıyor. İstanbul’da ve Ankara’da patlayan bombaların yüzlerce misli her gün farklı şehirlerin içinde patlamaya devam ediyor. İstanbul da patlayan bombanın daha fazlası aynı gün Nusaybin’de patladı ve üç güvenlik görevlisi şehit oldu. 40’a yakın personel ise yaralandı. Maalesef terör sivil vatandaşlarımızı Güneydoğu’da evine sokmazken batıda evinden çıkmamaya zorluyor.

Kaynak:

Gıda Teknolojileri Bin Tane Ağırlığı

Bin Tane Ağırlığı Nasıl Yapılır

Bin Tane Ağırlığı

Buğdayın bin tanesinin ağırlığıdır. Tanenin ağırlık, dolgunluk, cılızlık durumu ve un verimi
hakkında fikir vermesi bakımından önemlidir. Tür ve çeşide, iklime, yetiştirilme şartlarına göre değişir.
Aynı çeşitte genellikle bin tane ağılığı nişasta miktarı ile doğru, protein miktarı ile ters orantılıdır. Bin
tane ağırlığı sert buğdaylarda yumuşak buğdaylara nazaran daha fazladır. Bin tane ağırlığının üzerine
olgunluk devresinde hava gidişinin de etkisi vardır. Olumu çabuklaştıran havalar tanede nişasta
toplanmasını ve olgunlaşmayı güçleştirdiğinden bin tane ağırlığını düşürür.

PRENSİP
Temizleme ve ağırlık tespiti esasına dayanır.
DENEYİN YAPILIŞI
Önce buğday numunesi yabancı maddelerden ayıklanır. Temizlenen buğdaydan 15 g tartılıp
sayılır. % nem miktarı göz önüne alınarak bin tane ağırlığı kuru madde esasına göre gram cinsinden
ifade edilir.
Örneğin;
15 g tartılan temizlenmiş buğday sayıldı 492 tane olduğu tespit edildi. Buğday numunesinin % 8
nem içerdiği kabul edilirse;

Gıdalarda Bin Tane Ağırlığı Raporu
Gıdalarda Bin Tane Ağırlığı Raporu

O halde kuru madde esasına göre 1000 tane ağırlığı;
30.60-2.45 = 28.15 g ‘dır.
? Türkiye’de ıslah çeşidi buğdaylarda 1000 tane ağırlığı en az 30 g en çok 48 g bulunmuştur.
Tartımlar en az 0.01 g hassasiyetle yapılmalıdır.

Vicdan Ölürse Mete YARAR

Mete YARAR

Başımız sağolsun diye söze başlıyorum ve sonrasında durup kalıyorum. Baş sağlığı dileğinin arkasından bizleri rahatlatacak kelimeleri ardı ardına sıralamak istesem de inanın elim bunları yazmaya gitmiyor. Çünkü o gözü yaşlı insanların döktükleri tek damlanın karşısında hepsinin bir anlam ifade etmediğini biliyorum.

Bazıları gibi sövüp saymaya ve etrafı yakmaya yetecek kadar ağır cümleler kurmak istiyorum, cenazenin başında, başını önüne eğerek yerde oyuncağıyla oynayan çocuğun masumiyetinin karşısında utancımdan yazamıyorum.

Bazılarını hedef haline getirmek için geçmişten örnekler verip hatırlatmalar yapmaya kalksam, yavrusunun tabutunun yanı başında kafasını yukarı kaldırarak “Allah’ım ben hep dualarımda çocuklarımın ölümünü bana gösterme“ demedim diye bakan gözlerin karşısında ne anlam ifade edecek!

***

Ben hadi buradan hep beraber çıkacağız ayağa kalkalım desem, TBMM’deki partilerden birinin terörü lanetleyen bildirinin altında imzası olmadığını hatırlatan yazılar karşısında anlamsızlaşacak.

Gelin terörü bu topraklardan atalım, konuşalım ve sorunlarımızı elbirliği ile çözelim diye yazsam, canlı bombaların evlerinden çekilen taziye görüntüleri karşısında sizce bir anlam ifade edip karşılık bulacak mı ?

Gelin demokratik bir Türkiye için yeniden çalışalım ve mücadele edelim diye bağırsam, yeni anayasa çalışmaları için aynı masaya oturamayanların yüksek tonda çıkan sesleri arasında sizce duyan olur mu?

***

Empati yapalım, insanların acılarını anlamaya çalışalım diye cümleye başlasam sosyal medya üzerinden başlayan bir tartışmanın da fitilini ateşlerim. Her kesim sorunları olduğunda niye kimsenin onlarla ilgilenmediğiyle ilgili yazılar paylaşmaya başlar, iyi bir şeye başlayalım diye düşünürken tartışmaların arasında acı çığlıklar yok olup gider?

Bakın önümüzde Suriye ve Irak gibi kötü örnekler var, onlar gibi etnik dinsel ve mezhepsel bölünmeler yaşamayalım diye konuya girmeye çalışsam, herkes tarihçi kesilip bana tarihimiz ile ilgili örnekler vermeye başlar. Anı çözememişken bir de geçmişte kaybolup gideriz.

Biz yazdıklarımızla ve konuştuklarımızla sorunları çözmeye çalışır gibi yaparken, acılı insanlar sevdiklerinin tabutlarını omuzlayacaklar. Biz her şey imkansız gibi tartışırken, bu insanlar en acılı halleri ile herkesi kucaklayan mesajlar verecekler. Bizim onların acılarını paylaşmak için uğraşması gerekirken onlar bizim anlamsız tartışmalarımız karşısında belki bir kez daha yanacaklar.

***

Gencecik kadınlar dul, çocuklar babasız kalırken bizler sosyal medya maymunlarının elinde oyuncak olacağız. Kaybettiklerinin bir anlamı olduğunu söylemeye çalışmak yerine anlamsız insanların gevelediği kelimeler içinde yok olup gideceğiz.

Kötüler kadar cesur olmadığımız için korkup konuşmamaya başlayacak ve yeni ölüm isteyenlerin önündeki engelleri kaldırmış olacağız.

Akıllara bu bölünmüşlük içinde ulaşamayacağız.

Gönüllere sevgi ile ulaşmaya çalışırken nefret ile hep önümüz kesilecek.

Elimizde kala kala bir tek insanların vicdanları kalacak. Zaten o da ölmüşse insanlık çoktan ölmüş deyip susup kalacağız.

Yine de ben vicdanı olanlara; ‘Tarafınızı değiştirmeden acıda birleşebilecek misiniz?’ diye sormak istiyorum.

Orada bu çağrımızı duyan vicdanlı kimse var mı? Varsa lütfen ses verin ve ayağa kalkın. Kalkın ki bir sonraki ölümün kimden olacağını düşünerek yaşamayalım.

Lütfen ses verin.

Kaynak: