Özel Kuvvetler Ziyareti Mete YARAR

Mete YARAR
Binbaşı Mete Yarar
Binbaşı Mete Yarar

Sayın Cumhurbaşkanı Özel Kuvvetler Komutanlığı’nı ziyaret ettiğinde herkesin aklına ‘ne oluyor?’ diye sormak gelir. Ziyaret ettiği grubun görev kapsamı değerlendirildiğinde, bu soruyu sormak da aslında çok mantıklıdır.

İşin işine bir de yaşadığımız coğrafyanın durumu katıldığında komplo teorilerinin miktarı çarpılarak artar.

***

Suriye’de veya Irak’ta terör örgütünün sözde lider kadrosuna yapılabilecek örtülü operasyonlar, Suriye’de güvenli bölgenin oluşturulması gibi konular hemen konuşulmaya başlanır. Bazen de aslında çoktan icra edilmiş ancak hiç açıklanmayacak konular için de ziyaret gerçekleştirildiği söylenebilir.

Bu söylenenler bordo bereliler tarafından daha önce gerçekleştirilmiş olduğundan aslında öne sürülen komplo teorilerinin de gerçekliği vardır. Son beş yıldır bu birliğin yaptıkları hem Sayın Cumhurbaşkanı hem de Sayın Başbakan tarafından çok iyi bilinmektedir. Bu bilinenler üzerinden bile söylenecek yüzlerce konu vardır.

Bu söyleyeceklerime sakın yurt içinde operasyon yapan güvenlik güçlerimiz alınmasın. Onlar eğitim aldıkları konuda en üst seviyede başarılı görevler yapıyorlar. Fakat Özel Kuvvetler görev kapsamları nedeniyle hem yurt içinde hem de yurt dışında görev yapmaktadırlar. Özellikle de son dönemde yurt dışında yaptıkları faaliyetler nedeniyle ayrı bir övgüyü hak etmektedirler.

***

Hiç yazılmayacak ve konuşulmayacak olaylara imza atarak yalnızca görevlerini icra ediyorlar.

Böyle birliklere ve personele sahip olmak karar verici makamlarda olanlar içinde müthiş bir güçtür. Zamanı geldiğinde bütün seçenekleri yerine getirecek birilerine sahip olmayı kim istemez ki. Düşünün ki; o birliğin girişinde “zor hemen, imkansız biraz zaman alır” diye yazıyorsa kendinizi nasıl güvende hissedersiniz.

Ben yine de Sayın Cumhurbaşkanı’nın bordo berelileri ziyaret etmesine ekstra bir anlam yüklemeyeceğim. Benim yükleyeceğim tek anlam, birliğin son dönemde ulaşmış olduğu eğitim seviyesi ve teknolojik gelişmenin yakından izlendiğidir. Silahlı Kuvvetler’in son dönemde kazanmış olduğu teknolojik gelişmeler sayesinde operasyon yapma derinliği gittikçe artmış durumdadır. Bu derinlik sayesinde ilgi alanı ile etki alanı kavramları birbirlerine yaklaşmaya başlamıştır.

Yurt dışında operasyon yapma derinliğinizde en önemli kriterler sahanın kesintisiz olarak gözetlenmesi, ateş altına alınması ve tahliye kabiliyetine sahip olunmasıdır. Bu üç kabiliyetin kesiştiği nokta Türkiye’nin operasyon yapma derinliğidir. Şunu açıklıkla söylemekte yarar var; bu derinlik geçmişle karşılaştırılamayacak kadar iyi bir noktaya gelmiştir.

Bu gelinen noktada, Özel Kuvvetler Komutanlığı da bazı özel tekniklerle operasyon yapma kabiliyeti kazanmıştır. Bence birliğe kimin gittiği üzerine yorum yapmak yerine, birliğin nereye gittiğine bakmakta yarar vardır.

***

TSK ve Özel Kuvvetler Komutanlığı’nı bu noktaya getirenlere ben de bir vatandaş olarak teşekkür etmek istiyorum. Çünkü bu birlikler sayesinde kaç canın kurtulduğunu ve belanın önlendiğini bilseniz siz de bunlara vesile olanlara şükranlarınızı sunmak istersiniz. Maalesef bunlar hiçbir zaman açıklanmayacak ve bu kahramanları ne bizler ne de bizden sonra gelecekler tanımayacak.

Ama hiçbirimiz bordo berelilerin adını unutmayacağız.

Bordo berelilerle beraber PÖH, JÖH, SAT, SAS ve komando birliklerini yakından takip edin. Çünkü onlar biz yaşarken canlı tarih yazıyorlar. Bir kısmını gözümüzün önünde bir kısmını hiçbir zaman öğrenemeyeceğimiz yerlerde yazıyorlar.

Zaten mesele de adınızın hiç anılmayacağı işler yapmaktır. Burada kahramanlık bekleyen öbür dünyada hiçbir şey kazanamaz.

Onların istediği de kahraman olmak değil vatanın daim olmasıdır. Yaşatılacak olan kendi şanları değil Türkiye Cumhuriyeti’nin adıdır.

Nusaybin de Ne Oluyor Mete YARAR

Mete Yarar Kİmdir
Mete YARAR
Mete YARAR

Canı pahasına yapılan bir iş ile ilgili konuşmakta yazı yazmakta çok zordur. Adama çok biliyorsan sen gel yap  derler ama öyle bir şansın olamaz. Birisi çıkar da biz canımızla uğraşırken bunlar yazılır mı diye de söyleyebilir. Söylediğimiz bir konu hakkında bir düzenleme yapılsa ve sonuç olumsuz olsa fatura size de kesilebilir. Yazdıklarınız kamplaşmış olan kişiler tarafından birbirinin aleyhinde kullanılmak için yararlanılabilir.

Ben bütün riskleri bir kardeşimin burnunun kanamaması için üstleneceğim. Saygı sınırları içinde kalarak “Nusaybin’de ne oluyor” sorusuna cevap vermeye çalışacağım.

Öncelikle yazıma Nusaybin operasyonları hazırlığı için uğraşırken kazada şehit olan TEM müdürü Gaffar müdürü ve aynı kazada yaralanan Adnan müdürü anmadan başlayamayacağım. Operasyonlarda bu iki değerli müdürün eksikliği hem madden hem de manen hissediliyor. İkisiyle de tanışmak onuruna erişmiştim, çok dikkatli ve planlı çalıştıklarını görmüştüm.

Eğer görevleri başlarında olsalardı bugün omuz omuza mücadele ettikleri jandarma ve kara kuvvetleri birlikleri için büyük faydaları olurdu. Bu tecrübeleri sayesinde masada olup bazı olaylara müdahale etme şansları olabilirdi. Ayrıca eski tecrübelerini ortaya koyarak yanlış adımlardan komuta kademesini uzak tutabilirlerdi.

En ciddi eleştiri olarak “Operasyona jandarma ve pöhler katılıyor kara kuvvetlerine ait komutan komuta ediyor” deniyor. Oysa bu eleştiri aslında çok da yerinde değil.  TSK’ya ait [highlight color=”green”]Özel Kuvvetler Komutanlığı[/highlight] , SAT ve SAS’lar , komando birlikleri ve zırhlı birlikler de bu operasyonlarda yer alıyor. TSK’nın bütün lojistik birimleri, ulaştırma ve istihkam birlikleri de görev yapıyorlar. Böyle olunca bu tez çok da önemli olmuyor.

Ayrıca komuta kademesinin operasyonlarda gerekli inisiyatifi almadığı ile ilgili eleştiriler var. O zaman şu soruyu sormakta yarar var. Bu komutanlar bırakın ellerini taşın altına koymayı, kafalarını kılıcın altına koymuş durumdadırlar. Geçmişte yaşanmış bir çok kötü örnek olmasına rağmen bütün operasyonların altına imza atıyorsa önce bir susun derim. Yıllar geçecek hiç kimse o günlerde neler yaşandığını hatırlamayacak. Bazıları bu işin peşini bırakmayacak ve bu günler dava konusu olacak. Bugün ara gazı veren sosyal medya hesap sahipleri de “yapmasaydınız” deyip çayını yudumlarken sosyal medyada ahkam kesmeye devam edecek.

Evet zaman zaman teknik hatalar yapılmıyor mu evet yapılıyor. Şu anda karşılaştığımız duruma hiç kimse hazırlıklı değildi. Topraklarımızda bu yoğunlukta bir şehir çatışması ile karşılaşan kimse olmadı. Bilinen bütün teknikler de köy ve mezra tipi olaylar içindi.

Ayrıca her ilçenin durumu kendisine özel ve içindeki terörist grubun bilgi seviyesiyle de ilgili.

Sur ve Nusaybin de diğer operasyonlara göre daha fazla şehit ve yaralı verdiğimiz bir gerçek. Bu gerçekliği operasyonel bir hata sonucu olduğunu da söyleyebilirsiniz ya da Güneydoğu’nun en büyük ilinin içinde yürütülen operasyonun zorluğuna da verebilirsiniz. Sur ilk başlanan operasyonlardan birisi olması da unutulmaması gereken bir durumdur.

Nusaybin ise kendi içinde iki handikabı beraber yaşamaktadır. Birincisi sınır hattında bulunması ikincisi ise terör örgütünün operasyonlardan edindiği tecrübelerin tamamını bu alana aktarmış olmasıdır.

Konuştuğum bütün personel Nusaybin’de örgütün tamamen yer altına çekildiğini söylemektedir. Eskiden görünmemek için perde çeken örgüt bunun işe yaramadığını fark edince evlerin içinden duvarları kırarak , sokakları da yer altına kazdığı tüneller ile geçmeye başlamıştır.

Evlerin içi hiçbir örnekte olmadığı kadar bubi tuzağı ile tuzaklanmış durumdadır. Hiçbir şehirde kullanmadığı kadar Zagros 1  ve Zagros 2 yi kullanmaya başlamıştır. Şehrin altına döşediği EYP  lerin toplam miktarı 100 ton civarındadır.

Bombaların imha edilmesini engellemek adına da yeni bir sistem geliştirmişlerdir. Bu sistemi ayrıntılı olara burada ifade etmeyeceğim. Evet Nusaybin’de bir şeyler farklı. Bu farklılık sayın Genelkurmay başkanının dikkatini çekmiş olmalı ki bölgeye gelerek operasyona katılan herkesi dinlemiştir. Konuşmak isteyen farklı birimlere ait personel düşüncelerini komutana aktarmıştır. Bu sırada konuşanların hiç sözü kesilmemiştir. Devamlı not almış ve dinlemiştir.

Toplantı sonunda komuta heyetini toplayarak gerekli emirleri vermiştir. Bölgeden ayrılması ile beraber de personelin haklı istekleri hayata geçirilmiştir. Evet Nusaybin’de bir şeyler oluyor ama bu olan Türkiye’nin her tarafında oluyor. Biz yalnızca oraya angaje olduğumuz için başka bir yeri görmüyoruz.  Ama üzülerek söyleyeyim terör örgütü Türkiye’de öğrendiklerini Suriye’ye aktarmakta orada test edilmekte ve yeni metod tekrar ülkemizde denenmektedir.

Bugün “Nusaybin’de ne oluyor” diye sorduğumuz bir konunun aynısını gelecekte hiç beklemediğiniz il veya ilçe merkezlerimizde inşallah görmeyiz.

Kaynak: